0312 ... .. ..

ulak@gokboru.org

Romanları

Bozkurtların Ölümü

 Atsız’ın yazmış olduğu romanların ilkidir ve çok ün kazanmış bir eserdir. Atsız, bu romanı yargılandığı süredeki mahkumiyetinden sonraki üç yıllık işsizlik dönemi içerisinde yazmıştır. (1946)

Atsız’ın bu romanında, genel olarak Göktürkler dönemindeki Türk yaşantısı ve töresi, tarihi olaylarda canlandırılmıştır. Çin’e yapılan akınlar ve çerilik, romanın temelini oluşturmaktadır.

Her tümcesinde Türklüğün yüceliğinin vurgulandığı bu roman, Çin’de tutsaklığa dayanamayıp isyan eden Kürşad’ın ve kırk çerisinin gökleri çınlatıp, acunu titreten şu dörtlüğüyle bitmektedir:

Delinse yer, çökse gök, yansa, kül olsa dört yan,
Yüce dileğe doğru, yine yürürüz yayan,
Yıldırımdan, tipiden, kasırgadan yılmayan,
Ölümlerle eğlenen, tunç yürekli Türkleriz!

Bozkurtlar Diriliyor

Bozkurtların Ölümü” romanının devamıdır ve 1949 yılında Atsız’ın işsizlik döneminde yazmış olduğu bir eserdir.

Kürşad ihtilalinden sonraki dönemde, Ötüken’in Türkler’e yeniden yurt oluşu ve bozkurtların dirliğe ulaşmaları Atsız’ın bu ikinci romanının temel konusudur.

İlk romanda aşırı soğuklar, kıtlık ve Çin işgali nedeniyle tükenmek üzere olan Türkler’in, yeniden kağanlık kurup dirilişi, romanda şu dörtlüklerle anlatılmaktadır:

Çekildi mi kılıçlar,
Türk’ün gönlü hoşlanır.
Kağanlığı kurmaya,
Yeni baştan başlanır.

Gözler ayda, güneşte,
İlteriş Kağan başta.
Yazlar geçer savaşta,
Ötüken’de kışlanır…

Deli Kurt

Deli Kurt” Osmanlı tarihinde Yıldırım Bayezid’den sonra “Şehzadeler Kavgası” diye anılan devrin tarihi bir romanıdır. Bir bakıma göre de “Bozkurtlar”da başlayan Orta Asya’daki hayat kavgasının yeni vatan Anadolu’da devamıdır.

Şehzadeler arasında süren ve ayrıntıları henüz yeterince aydınlanmamış bulunan çarpışmada Yıldırım’ın oğulları yaşam ve taht mücadelesinin hem kahramanca, hem şairane hem de alçakça bir örneğini vermişler ve birbiri ardında yaşama veda ederek meydanı içlerinden birisine bırakmışlar. Bunlar arasında en talihsizi ve yaşamı en az bilineni “İsa Çelebi”dir.

Deli Kurt, İsa Çelebi’nin meçhul bir oğlunun dramıdır. Bu dram daha sonraki asırlarda daha büyük bir şiddetle sürüp gidecek ve yüzlerce şehzadenin hayatına mal olacaktır.

Ruh Adam

Türk Edebiyatı’nda pek alışılmamış türde bir romandır. İlk bakışta tarihi bir roman gibi görünen bu eser, kişiyi romanda ustaca kullanılmış bir “simgecilik” örüntüsü içinde bulurlar.

Bir tarih çeşnisinin de yer aldığı roman, yaşamın amacını yalnızca askerlikte bulan bir subayın yaşamını anlatmaktadır. Doğaüstü olaylarla anlatılan bir yaşam öyküsünün, dikkatle bakıldığı zaman gerçeklerin simgelerle çerçevelenmiş ifadesinden başka bir şey olmadığı görülecektir.

“Ruh Adam”, kendi nefsiyle mücadele eden bir insanın serüvenidir. Romanın başarılı kurgusu, okuyanlarda onun bir “kurmaca” olduğunu unutturup, gerçek bir yaşam öyküsünü anlattığı izlenimini bırakmaktadır.

atsızroman